M&S’in ilk London Fashion Week show’u, markanın yalnızca geçmişine bir saygı duruşu değil modadaki yeni döneminin de güçlü bir ifadesi oldu. 100 yıldır farklı jenerasyonların gardıroplarında yer alan M&S; arşivinden gelen güçlü kodları, günümüzün modern tasarım anlayışıyla yeniden yorumlayarak İngiliz stilindeki köklü yerini global moda sahnesine taşıdı.

1926 yılında ilk giyim koleksiyonlarını sunmasının ardından modada 100 yılı geride bırakan Marks &Spencer, Londra’nın ikonik Design Museum‘unda gerçekleştirdiği ilk London Fashion Week defilesiyle marka mirasını geleceğin stiliyle buluşturdu. M&S, moda tarihindeki önemli bir dönüm noktasını London Fashion Week sahnesinde kutladı.
M&S’in kendi tasarım ekipleri tarafından hazırlanan ve toplam 57 kadın ve erkek look’unun sergilendiği show, markanın arşivinden ve İngiliz moda mirasından ilham alan güçlü bir stil hikâyesi sundu.
Bir asırlık M&S stili, yeniden yorumlandı
Kusursuz terzilikten güçlü dış giyime, ikonik beyaz gömleklerden trikoya; smokinlerden denimlere ve vintage floral desenlere uzanan koleksiyon, geçmiş ile bugünü aynı sahnede buluşturdu. Show’un merkezinde ise M&S’in moda yaklaşımını tanımlayan güçlü bir fikir vardı: Podyumdaki stil, gerçek hayat için.
M&S, London Fashion Week çıkışını geleneksel moda takviminden farklılaştırarak “See Now, Buy Now” modeliyle hayata geçirdi. Defilede görülen parçalar show’un hemen ardından müşterilerle buluşurken, M&S’in yüksek moda enerjisini ulaşılabilir fiyatlarla bir araya getiren yaklaşımını da sahneye taşıdı.
100 yıllık miras. Yeni bir podyum. M&S stilinde yeni bir dönem.









