Siang Lu – Hayalet Şehirler
Roman – 352 Sayfa
Hayalet Şehirler, kadim Çin saray entrikaları ile modern Avustralya’da kimlik arayışına çıkan göçmen bir gencin trajikomik hikâyesini buluşturan katmanlı bir roman. Bir yanda paranoyak İmparator Lu Huang Du’nun tiranlığı, zehirli ziyafetler, çeşniciler, labirentler ve yasaklı kitaplar etrafında şekillenen bir tarihsel alegori yer alırken, diğer yanda tek kelime Çince bilmediği ve işinde tamamen Google Çeviri’ye güvendiği ortaya çıkınca kovulan Xiang, kendisini internet fenomeni haline getiren bir sürgün macerasının içinde bulur.

Gerçek ile simülasyonun, unutmak ile hatırlamanın iç içe geçtiği kitap, Doğu-Batı çatışmasını, dilin ve tarihin yapaylığını kara mizahla sorguluyor. Alegorik ve hayal gücü yüksek yapısıyla Haruki Murakami ile Italo Calvino okurlarının ilgisini çekecek Hayalet Şehirler, hüzünlü ve sürükleyici bir edebi yolculuk sunuyor.
Kitap İçin Ne Dediler?
“Bu kitabı açtığım an büyülendim.” –Bora Chung, Lanetli Tavşan’ın Ulusal Kitap Ödülü ve Uluslararası Booker finalisti yazarı
“Lu’nun eseri hem entelektüel açıdan zihin açıcı hem de büsbütün çılgınca — ki meselenin tüm esprisi de bu.” -Giselle Au-Nhien Nguyen, The Guardian
“Lu’nun üslup, dil, tempo ve fikirler konusunda harika bir zekâsı var; bu, tekrar tekrar okumak için sabırsızlandığım komik ve büyüleyici bir kitap.” -Tara June Winch, The Guardian
Doç. Dr. Talip Yiğit – Sosyobeyin
İncelem/Araştırma – 304 Sayfa
İnsanı gerçekten var kılan nedir? Bir hücrenin karmaşıklığından toplumsal yapıların derinliğine, biyolojik donanımdan zihinsel sıçramalara uzanan bu uzun serüvende insan; yalnızca nöronların, genlerin ya da toplumsal zorunlulukların bir toplamı mıdır? Talip Yiğit, Sosyobeyin’de ezber bozan bir yolculuğa davet ediyor okuru.
Biyolojik bir organizma, bilişsel bir özne ve toplumsal bir aktör olarak insanın var olma şartının; kendi içine kapanık bir zihinde değil, dışsal etkileşimde ve doğanın kadim ilkesi olan “uyumlu farklılık”ta yattığını savunuyor. Biyoloji, nörobilim, toplum bilimi ve felsefenin kesişim noktasında duran bu eser; insan beyninin modern dünyanın “deneyim yıkımı” karşısındaki çıkış yollarını arıyor. Sosyobeyin, hazır cevaplar sunmaktan ziyade sizi kadim ve yakıcı sorularla yüzleştiriyor. İnsanı anlamak için eski soruları yeni bir gözle sormaya hazır olanlar için sarsıcı, derinlikli ve zihinsel sınırları zorlayan bir eser.
Bülent Şahin Erdeğer – Şeytanı Kıyamete Zorlamak & Paralel Yahudiliğin Tarihi
İnceleme/Araştırma – 352 Sayfa
On iki bin yıl önce, bugünkü Şanlıurfa topraklarında bir avuç insan taşları dikti ve üzerlerine Güneş’i, Ay’ı, boynuzlu figürleri kazıdı. Göbeklitepe’den başlayan bu sembolik evren; Sümer’in tanrılar panteonunda olgunlaştı, Mısır’ın firavunlarında iktidara dönüştü, Zerdüşt’ün ateş tapınaklarında yeniden doğdu ve nihayet İbrahimî geleneklerin kapısına dayandı.
Bülent Şahin Erdeğer, arkeoloji, filoloji, dinler tarihi ve Kur’ân tefsirini bir araya getirdiği bu geniş soluklu çalışmada Tevhid-Şirk, Hakk-Batıl mücadelesini somutlaştırıyor: İnsanlık neden aynı sembollere, aynı iktidar dinamiklerine dönüp durur? Hz. İbrahim’in Venüs Ay ve Güneş’i sırayla reddedip “yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim” demesinden, Hz. Musa’nın Samiri’nin buzağısına, Kabala büyü mirasından Masonluğun tapınak efsanelerine kadar uzanan bu yolculukta Erdeğer “Paralel Yahudilik” adını verdiği bir senkretik akımın izini sürüyor: Tevhid dinini dönüştürmeye çalışan, göksel tapınmaya dayalı şeytanî geleneğin, tarihin en derin katmanlarından günümüz siyasetine kadar bıraktığı izleri araştırıyor.
Epstein ifşaatları sıradan bir cinsel sapkınlık skandalının çok ötesinde çocuk kurbanını içeren ezoterik bir ağın parçası mı? ABD dış politikasına ve saldırganlığına yön veren evanjelist Hristiyan Siyonistlerin ahirzaman takviminde neler var? Ne salt bir akademik monografi ne de popüler bir komplo kitabı olma iddiasındaki bu çalışma tüm bu sorulara cevaplar arıyor, kaynaklarıyla ciddi bir araştırmayı, geniş bir okuyucu kitlesine taşımayı hedefliyor ve rahatsız edici sorular soruyor. Evet: “Bu eser, hakikati arayanlar için yazılmıştır.”
Prof. Dr. Necmettin Alkan – Kızıl Sultan’dan Ulu Hakan’a Sultan II. Abdülhamid Algısı
Tarih – 416 Sayfa
Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı tarihinin en çok tartışılan hükümdarlarından biri, aynı zamanda Türkiye’deki siyasi ve ideolojik ayrışmaların merkezinde yer alan bir simge. Kimi çevreler onu “Kızıl Sultan” olarak etiketlerken kimileri de “Gök Sultan” veya “Ulu Hakan” unvanlarıyla yüceltir. Necmettin Alkan, Kızıl Sultan’dan Ulu Hakan adlı çalışmasında, 130 yıllık bir süre boyunca iktidar değiştikçe söylemlerin de nasıl değiştiğini inceliyor. Jön Türklerden İttihatçılara, Kemalistlerden Türkçüler, muhafazakâr çevrelere ve İslamcılara kadar farklı siyasi grupların II. Abdülhamid hakkında inşa ettikleri söylemleri ele alan kitap; gazeteleri, dergileri, ders kitaplarını, hatıratları, edebî eserleri, karikatürleri ve televizyon yapımlarını geniş bir kaynak çeşitliliği içinde değerlendiriyor. Böylece yalnızca bir padişah hakkındaki görüşlerin nasıl değiştiğini değil, tarihî şahsiyetlerin iktidar ve muhalefet mücadelelerinde nasıl araçsallaştırıldığını da ortaya koyuyor. Okuru hazır hükümlerden ziyade kaynaklarla düşünmeye davet eden bu çalışma, klasik bir padişah biyografisinden ayrılarak “Kızıl Sultan”, “Gök Sultan” ve “Ulu Hakan” söylemlerinin nasıl üretildiğine odaklanıyor. Siyasi değişimlerin tarih algısını nasıl dönüştürdüğünü ve bugünün tartışmalarının hangi köklere dayandığını merak edenler için dikkat çekici bir araştırma.
Salih Uyan – Çocuğunuzu Kim Yetiştiriyor
Aile Kitaplığı – 240 Sayfa
Salih Uyan bu yeni çalışmasında dijital dünyanın ve sosyal medya algoritmalarının aile yapısını nasıl sessizce dönüştürdüğüne odaklanıyor. Kitap, ebeveynleri sürekli bir yetersizlik hissiyle sınayan “Kusursuz Ebeveynlik Podyumu” illüzyonunu deşifre ederek, çocuk yetiştirmenin bir “proje yönetimi” değil, kadim bir “emanet” bilinci ve “halden anlama sanatı” olması gerektiğini vurguluyor. Algoritmaların tek tipleştirdiği modern ebeveynlik modellerini eleştiren yazar, okura yapay zekâdan dopamin tuzaklarına kadar geniş bir yelpazede dijital farkındalık kazandırıyor. Bunu yaparken ebeveynleri suçlamak yerine onların omuzlarındaki mükemmellik yükünü hafifletmeyi amaçlıyor.
Yazar, çocukların bir kullanım kılavuzu olmadığını hatırlatarak ebeveynleri mekanik formüllerden kaçıp kendi içgüdülerine ve vicdanlarının sesine güvenmeye teşvik ediyor. Her bölüm sonunda yer alan “Muhasebe” ve “Küçük Adımlar” bölümleriyle uygulanabilir bir yol haritası sunan kitap, robotların çağında “insan kalabilmenin” ve çocuklarla sahici bağlar kurabilmenin pratik yollarını gösteriyor.
Metin Özdamarlar & Klinik Psikolog Oya Doğan – Kırmızı Kod Ben Kendim Bizzat Öğretmen
Eğitim/Psikoloji – 240 Sayfa
Ben Kendim, Bizzat Öğretmen, Kırmızı Kod serisinin son kitabı. Yazarlar bu seferin öğretmenin kafa sesinin izini sürüyor ve her öğretmenin zihninden geçen sorulara cevap arıyorlar:
Öğrencilerimle gerçek bir duygusal bağ kurabiliyor muyum? Otorite kurarken çocuklardan ne kadar uzaklaşıyorum? Kalabalık bir sınıfta her öğrenciyi ayrı ayrı görebiliyor muyum? Veli yorumları beni neden bu kadar etkiliyor? Mesleki olarak nereye gitmek istiyorum? Hatalarım karşısında kendime adil davranıyor muyum? Veliye olumsuz bir şey söylemek neden bu kadar zor? Meslektaşlarımın yorumlarını neden üstüme alınıyorum ve taşıyorum? Öğretmenliğe duyduğum hevesi kaybediyor muyum? Mesleğin acı tatlı yanlarına dair iki yüze yakın soru ve cevapları… Sanki deneyimli bir öğretmen arkadaşınızla samimi bir sohbetin içindesiniz gibi….
Abdülkerim Kuşeyri – Kuşeyri Risalesi
Tasavvuf Klasikleri – 464 Sayfa
Abdülkerim Kuşeyrî (986-1072), İslâmî ilimlerin neredeyse bütün dallarında söz sahibi bir âlim ve çok kıymetli bir sufidir. Kuşeyrî Risalesi, tasavvuf ilminin teşekkül ettiği ilk dönemlerde kaleme alınmış ve tasavvufun pek çok meselesi bu eserde ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. İnsanlar hakiki şeyhlerin kimler olduğunu bilsinler, onların hâl ve davranışlarını yakından tanıyıp öğrensinler, böylece sahte ve sahtekâr şeyhlere aldanıp da hem dünyadaki huzurlarını hem de âhiret saadetlerini kaybetmesinler diye bu kapsamlı eseri kaleme almıştır. İslâm’ı âdeta sahabe titizliğinde yaşadığı aktarılan Kuşeyrî’nin, “güzel hitabeti ve etkili vaazlarıyla taşa hitap etse onu bile eritebilecek, vaaz ettiği camiye şeytan getirilip bağlansa ona dahi tövbe ettirecek” güçte bir veli olduğu söylenir. Sayısız sufinin yanında, İslâm dünyasının en ünlü sufileri olarak bilinen Muhyiddin İbni Arabî ile İmam Gazzâlî de, tasavvuf konusundaki ilk bilgileri Kuşeyrî Risâlesi’nden öğrenmişler, ruhen ve bedenen bu Risâle’den beslenmişlerdir. Tasavvuf tarihinin kurucu metinlerinden biri sayılan Kuşeyrî Risalesi, Cemal Aydın’ın tercümesiyle her yaştan okurun anlayabileceği bir sadelikte yayına hazırlandı.
Hekimoğlu İsmail – Mum
Aile – 256 Sayfa
Doğarken anne ve babalarımızın hikâyelerine dâhil oluruz. Sonrasında hayatın yollarında yürür ve yürürken çok hikâyeyle karşılaşırız; böylelikle hikâyemiz oluşur.
İnsan, çok sayıdaki hikâyenin toplamı bir hikâye olarak toprağa verilir. Evet, hayat; ölüme doğru bir yolculuktan başka nedir ki? Eğer ebedi âlem olmasaydı her şey biraz beyhude olacaktı. Şükür ki ahiret var, ölüm son değil. Doğmayı, yaşamayı, ölmeyi anlamlı kılan şey de budur. Öyledir ki bu, yaşarken insanı güzelleştirir; eşyayı ve varlığı başıboş, manasız bir şey olmaktan kurtarır.
Hekimoğlu İsmail, bu kitabında; doğup büyüdüğümüz hayatta yol alırken, dahası yaşarken karşılaştığı durumları hikâye ederek anlatıyor. Böylece küçük şeylerde büyük hakikatleri gösteriyor. Bir mum gibi, karanlığın ortasında, cılız da olsa bir aydınlanmaya vesile oluyor.
Oğuz Alpoğlu – Mustafa Reşid Paşa
Biyografi – 448 Sayfa
19. yüzyıl, Osmanlı Devleti’nin siyasi, askerî ve ekonomik sorunlarla mücadele ederken yeni bir dünyanın şartlarına uyum sağlamaya çalıştığı büyük bir dönüşüm dönemidir. Bu dönüşümün merkezinde yer alan isimlerden biri ise diplomatlığı, devlet adamlığı ve reformcu kimliğiyle Mustafa Reşid Paşa’dır.
Mütevazı bir ailede başlayan hayatında devletin en yüksek makamlarına uzanan Mustafa Reşid Paşa, Paris ve Londra’daki diplomatik görevlerinden Hariciye Nazırlığına, altı kez üstlendiği sadrazamlıktan Tanzimat Fermanı’nın hazırlanmasına ve ilanına kadar Osmanlı tarihinin kritik dönemeçlerinde belirleyici roller üstlendi. Mısır Meselesi, Baltalimanı Ticaret Antlaşması, Macar ve Leh mülteciler meselesi, Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı gibi dönemin önemli gelişmeleri, onun siyasi hayatının da dönüm noktalarını oluşturdu.
Oğuz Alpoğlu, geniş bir arşiv ve kaynak birikimine dayanan bu çalışmada Mustafa Reşid Paşa’nın yalnızca siyasi ve diplomatik faaliyetlerini değil; düşünce dünyasını, şahsiyetini, mücadelelerini, çelişkilerini ve çağdaşları tarafından nasıl değerlendirildiğini de inceliyor. Böylece bir devlet adamının biyografisi üzerinden Tanzimat çağının siyasi atmosferini, Osmanlı diplomasisinin değişen yönünü ve modernleşme arayışlarını yeniden okumaya imkân tanıyor.
Rana Demiriz – Yıldız’da Bir Asır
Roman – 208 Sayfa
1453 yılında Fatih Sultan Mehmed’in, İstanbul’un derinliklerinde saklı çok önemli bir emaneti korumak için aldığı gizemli bir karar, yüzyıllar boyunca sır olarak kalır. Aradan dört asır geçtikten sonra, 1895 İstanbul’un da Müze-i Hümayun’da çalışan genç ve zeki Müzeyyen, Yerebatan Sarnıcı’nda bulunan esrarengiz bir lahitle birlikte kendisini devletin en gizli görevlerinden birinin içinde bulur. Osman Hamdi Bey ve Sultan II. Abdülhamid tarafından görevlendirilen Müzeyyen, yalnızca tarihî eserleri korumakla kalmayacak; Osmanlı Devleti’nin geleceğini etkileyebilecek büyük bir sırrın peşine düşecektir. Araştırmalar onu Efes Antik Kenti’nden Viyana saraylarına uzanan tehlikeli bir yolculuğa çıkarır. Arkeoloji, diplomasi, casusluk ve uluslararası güç mücadeleleri iç içe geçerken Müzeyyen, dost ile düşmanı ayırt etmeye, güvenebileceği insanları seçmeye ve cesaretiyle ayakta kalmaya çalışır. Her yeni ipucu, Fatih Sultan Mehmed döneminden günümüze ulaşan büyük bilmecenin parçalarını biraz daha ortaya çıkarırken tehlike de giderek büyür. Gerçek tarihî kişiler, etkileyici mekânlar ve soluksuz bir macerayla ilerleyen roman, okuru son sayfaya kadar merak içinde tutuyor. Peki yüzyıllardır korunan bu sır nedir? Ve onu ele geçirmek isteyenler başarıya ulaşabilecek midir?
Ash Bond – Peregrine Quinn Kozmik Âlem
Roman – 384 Sayfa
Peregrine Quinn, sıradan görünen hayatının ardında çok büyük bir sırrın saklı olduğunu henüz bilmeyen, kitaplara ve mitolojiye tutkuyla bağlı on iki yaşında bir çocuktur. Onu büyüten eksantrik mucit Daedalus Bloom ile birlikte çıktığı gizli bir gece görevinde, Oxford Kütüphanesi’nin derinliklerinde Kozmik Âlem’e açılan büyülü portallardan birini keşfeder. Aynı gece, genç Portal Kütüphanecisi Rowan Strong’un yaptığı küçük bir hata bütün dengeleri altüst eder ve Dünya ile Kozmik Âlem’i birbirine bağlayan portal ağı çöker. Bir anda kendini perilerin ve kadim mitolojik varlıkların yaşadığı gizli bir dünyanın tam ortasında bulan Peregrine, Daedalus’un geçmişte sandığından çok daha büyük bir rol üstlendiğini öğrenir. Üstelik bu felaket yalnızca portalların kapanmasından ibaret değildir. Yüzyıllardır tutsak olan eski bir düşman zincirlerini kırıp harekete geçmek üzeredir. Peregrine, kuralcı ama cesur Rowan ve bilgi dolu fakat sakar Cal ile birlikte hem Daedalus’u bulmak hem de yaklaşan büyük tehdidin ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkar. Her adım da yeni sırlar açığa çıkarken, Peregrine’in kim olduğu ve kaderinin neden bu olaylarla bağlantılı olduğu sorusu giderek önem kazanır. Peki, iki âlemin geleceğini belirleyecek bu mücadelede kahramanlarımız gerçekten başarılı olabilecek midir?
Lee Suyeon – Beni Saran Koku
Çizgi Roman – 216 Sayfa
Tavşan’ın Londra’da tanıştığı yeni bir arkadaşı var: Havuç. Ama bu kez onları birbirine bağlayan şey sözcükler değil, kokular. Farklı kıtalardan, farklı dillerden gelen bu iki kadın, İngilizce dersleri için buluştukları ilk günlerde birbirlerine hiç beklemedikleri kadar benzediklerini fark ediyor. İkisi de parçalanmış bir aileden, uzaklaşan bir anneden, öfkesini bastırmakta zorlanan bir babadan geriye kalan izleri taşıyor. Ortak dilleri henüz cümle kurmaya yetmese de, paylaştıkları kokular; bir köpek şampuanının kokusu, büyükannelerinin cebindeki limonlu şekerler, evin her köşesine sinmiş yemek dumanı, onları birbirine bağlıyor ve uzun süredir gömülü kalan anıları yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Tavşan ve Havuç, çocukluklarının kokularıyla yüzleşirken bir yandan da kendi hikayelerinin sahibi olmayı öğreniyor. Biri kendine yeni bir isim seçerek, diğeri kendi parfümünü yaratarak, geçmişin onlara bıraktığı kokuyu değiştirmenin aslında kendi ellerinde olduğunu keşfediyor. Beni Saran Koku, acıyı da sevgiyi de aynı anının içinde taşıyabileceğimizi hatırlatan, son derece samimi ve iyileştirici bir grafik roman.
Park Seolyeon – Sihirli Kız Geri Dönüyor
Roman – 176 Sayfa
Sihirli Kız Emekli Oluyor kitabının sevimli, kaos dolu devamı! Sihirli kızımız, kötülükle ve tabii ki bürokrasiyle savaşmak üzere isteksizce göreve geri dönüyor. Sihirli Kız Emekli Oluyor’un kahramanı, sihirli kız hayatından çoktan bezmişti ama sihirli kız hayatı ondan vazgeçmemişti. Erken emeklilik talebi Ulusal Sihirli Kız Federasyonu başkanı tarafından acımasızca reddedilince, güvendiği dostu ve koruyucu meleği Aroa ondan bir iyilik ister: Zamanın Sihirli Kızı’yla yaşanan o büyük çatışmanın ardından güçleri ciddi ölçüde zayıflayan federasyon üyelerini korumasını istemektedir. Başka çaresi kalmayan kahramanımız işe geri döner. Ama bu sefer, federasyonun yeni temsilcisi artık örnek bir çalışan olmaktan başka lüksü olmadığını bilmektedir. Park Seolyeon’un, BookTok’un kalbini fetheden o son derece sevimli, manga esintili ilk romanının zekice, hayal gücü yüksek ve bir o kadar eğlenceli devamı; işsizlik ve konut krizi gibi güncel meseleleri işleyerek Sihirli Kız evrenini genişle tiyor. Karanlığın içinde ışığı bulan bu roman, okuru sevgi, adalet ve belki de en çok mesai ücretleri için mücadele etmeye çağırıyor.
Safiye Önal – DNA Tamircisi Aziz Sancar
Eğlenceli Biyografi – 128 Sayfa
Bu kitap, Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar’ın çocukluğundan başlayarak başarılarla dolu hayat yolculuğunu çocuklarla buluşturuyor. Merakın, çalışmanın ve hayallerin peşinden gitmenin önemini anlatan bu hikâye; küçük okurlara bilimin heyecanlı dünyasını keşfetmeleri için ilham veriyor. Aziz Sancar’ın azmi, öğrenme sevgisi ve insanlığa katkı sunan çalışmaları, çocuklara “Ben de başarabilirim!” duygusunu aşılayan sıcak ve ilham verici bir anlatımla ele alınıyor.
Zehra Akpınar Yenidünya – Sıkılma Bakanlığı
Roman – 128 Sayfa
Poyraz’ın günleri ekranlarla doludur. Sabah telefonda başlayan koşuşturma, gece yine ekran ışığında sona erer. Ancak bir gün telefonunun şarjı bittiğinde, uzun zamandır fark etmediği bir şeyle karşılaşır: Sıkıntı. Teyzesini beklerken karşısına çıkan gizemli bir tabela onu şehrin unutulmuş bir pasajındaki tuhaf bir dükkâna götürür. Kapısında “Sıkılma Bakanlığı” yazan bu yerde Esnemez ve Mola Teyze ile tanışan Poyraz, yıllardır unuttuğu merak duygusunu yeniden keşfetmeye başlar. Yarım kalmış oyuncaklar, eski hayaller, dostluklar ve beklenmedik karşılaşmalar arasında Poyraz; sıkılmanın aslında bir son değil, yeni fikirlerin başlangıcı olduğunu öğrenir. Hayal gücünün, üretmenin ve gerçek bağlar kurmanın değerini hatırlatan sıcacık bir macera.
- Gülfem Özer – Çiçek Dürbünü
Roman – 176 Sayfa
Anne ve babasını kaybettikten sonra dedesi ve teyzesiyle yaşayan Süsen, onun cu yaş gününde tek bir hediye ister: Bir çiçek dürbünü. Fakat bu sıradan görü nen hediye, onu renklerin, bitkilerin ve evinin sakladığı gizemli bir dünyanın eşiğine getirir. Duvarlardan yükselen fısıltılar, geçmişten gelen şarkılar ve çözülmeyi bekleyen bir sır… Süsen, hem cesaretini hem de kalbini sınayacak bir yolculuğa çıkarken okur da sayfaları çevirmeden duramayacak.
R. Burak Genç – Kırk Kapılı Ev
Roman – 176 Sayfa
Bayram günü başlayan küçük bir iyilik görevi, Zeynep ve kuzenlerini hiç beklemedikleri bir maceraya sürükler. Gizemli olduğu söylenen eski eve giren çocuklar, kendilerini İğci Baba’nın kırk kapılı dünyasında bulur. Her kapının ardında farklı bir yer, zaman ve tehlike vardır. Eve dönüş yolunu arayan üç kuzen, cesaretlerini ve zekâlarını birleştirmek zorundadır.
İhsan Kartoğlu – Büyükanne Okulu
Hikâye – 128 Sayfa
Bu yaz, hiçbir şey eskisi gibi değil. Büyükannelerin karşısında gözünü sosyal medyayla, fenomenlerle açan yepyeni bir nesil var. Torunlarını ekran bağımlılığından kurtarmaya ant içen büyükanneler, apartmanın bodrum katında gizli bir karargâh kuruyor: Karşınızda Torunları Koruma Takımı (TKT)! Takma dişleri kadar keskin kararlarıyla harekete geçen TKT üyeleri, dijital dünyanın esiri olmuş torunlarını kendi çocukluklarındaki oyunlarla tanıştırabilecek mi? Hayatında ilk kez torunu Eymen’le uzun süre baş başa kalacak olan heyecanlı Naciye, bu zorlu sınavı başarıyla geçebilecek mi? Peki, ya “Takma dişlerimiz keskin, nasihatimiz bol olsun!” sloganıyla yola çıkan süper büyükannelerin bu işten çıkaracağı ders ne? Kahkaha dolu, nesiller arası kapışmaya hazır olun!
Gülşen Arslan Akca – Dünya Kimin Evi?
Hikâye – 128 Sayfa
Örümcek fobisi olan birinin başına gelebilecek en büyük talihsizlik nedir? Bu kitapta cevabı belli: Kendini sekiz bacaklıların gizemli diyarında bulmak! Kargalar Geçidi, Denge Mahkemesi, Görünmez Bağlar Odası, Unutma Pazarı… Pera geçtiği her durakta doğanın dengesini ve ekosistemin görünmez bağlarını keşfediyor. Peki bu diyardan çıkış yolunu ararken asıl sorunun cevabını bulabilecek mi? Dünya Kimin Evi? “Çocukların korkularını ‘Geçer, alışırsın…’ diyerek geçiştirmek çoğu zaman işe yaramaz; korku ancak tanındığında küçülür. ‘Dünya Kimin Evi?’ örümcek fobisi olan bir çocuğun korkusundan kurtulmasını değil, korkusuyla yan yana yürümesini anlatıyor. Kahramanımız Pera sadece korkularıyla barışmıyor, aynı zamanda empatiyi diğer canlıların bakış açısından bakarak öğreniyor. Gülşen Arslan Akça’nın bu keyifli kitabını tüm çocuklara tavsiye ederim.” (Beyhan Budak)
Nehir Aydın Gökduman – Hangimiz Uzaylı?
Hikâye – 64 Sayfa
Ya hepimiz uzaylıysak? Bir uzaylı, bir çocuk ve iki farklı dünya… Hangimiz Uzaylı?, bir uzay macerasını dostluk, empati ve farklılıklara saygıyla buluşturuyor. Hoho ve Bera’nın macerası, çocukları hem heyecan dolu bir yolculuğa çıkarıyor hem de farklılıklar üzerine düşünmeye davet ediyor. Kitap; empati kurma, farklı bakış açılarını fark etme, yardımlaşma, iş birliği yapma ve problem çözme becerilerini destekliyor. Çocukların bilimsel meraklarını tazeliyor, uzay ve evren hakkında yeni sorular sormalarını teşvik ediyor. Aynı zamanda araştırma ve keşfetme isteğini besliyor.
Emine Arlı – Kayıp Sesler Müdürlüğü
Hikâye – 128 Sayfa
Nehir, “Hayatımızdaki Özel İnsanlar” ödevinde annesini yazmayı seçer. Onun düzenini, yemeklerini ve şefkatini övgüyle anlatırken “kuralcı” yönünden de bahsetmeden edemez. Ancak ödevi okuyan annesi, sevgisinin ve koruma duygusunun anlaşılmadığını hissederek kırılınca evi derin bir sessizlik kaplar. Yarım kalan cümleler ve ertelenen açıklamalar anne-kızın arasına görünmez bir duvar örer. İç sesinin yerinde bir boşluk hissetmeye başlayan Nehir, okul müdürü Adil Çokbilir rehberliğinde, unutulmuş ve ertelenmiş seslerin toplandığı Kayıp Sesler Müdürlüğüne ulaşır. Burada kendi sesinin peşine düşerken içten bir iletişimin iyileştirici gücünü keşfedecektir. “Kayıp Sesler Müdürlüğü”; insanlar arasındaki görünmez kırgınlıkları, duyguları zamanında ve doğru ifade etmeyi, karşılıklı empati kurabilmeyi anlatıyor.
Pau Clua – Mırr-Sız Şehrin Yeni Kahramanı
Hikâye – 160 Sayfa
Hırsız Arsız’ın tek istediği, karanlıklarda gizlice süzülüp koleksiyonuna yeni bisikletler eklemekti. Ancak sakar mucit Doktor Kroket’in laboratuvarında yaşanan devasa bir kaza, onu doktorun sevimli kedisi Mırmır ile birleştiriverdi! Artık o yarı kedi yarı hırsız yani: Mırr-sız! Doktor Kroket’le şehrin diğer suçlularını yakalamaya karar veren Mırr-sız, kedi içgüdülerine yenik düşmeden süper kahraman olmayı başarabilecek mi? Bol icatlı, bol patili ve bol kahkahalı bu çılgın maceraya sen de katıl!
Birsen Ekim Özen – Patlak Zekâ Cemcan Acayip Fikirler Ustası
Hikâye – 144 Sayfa
Gözlerini kapalı tutarak uyumama rekoru kırmaya çalışırken uyuduğu düşünülerek reçete yazılan, ders sırasında uzaylıların neden hep Amerikalıları kaçırdığını sorgulayan Cemcan, tam anlamıyla acayip fikirler ustasıdır! Öğretmeninin verdiği ödevle evdeki işleri kolaylaştıracak bir icat yapmaya çalışan Cemcan ve arkadaşları kahkahalarla dolu bir maceraya sürüklenir. Şampuan deneyinden kafa koruyucu bereye, terliğin altına yapıştırılan süngerle üretilen “Yerdili” temizlik robotundan ritmik sesler çıkaran “Tercimek” terliğine kadar birbirinden çılgın buluşlar peş peşe gelir. “Patlak Zekâ Cemcan” çocukların merak duygusunu, deneme-yanılma yoluyla öğrenme çabasını ve eleştirel düşünmeyi mizahi bir dille ele alıyor.
Minel Güler – Gökten Üç Zeytin Düşmüş
Hikâye – 36 Sayfa
Zeytin ağaçlarının göğe uzandığı, denizle toprağın kucaklaştığı huzur dolu Zeytin Yurdu’nda çocuklar kumdan kaleler yapar, dalgalarla yarışır ve neşeyle yaşarlar. Ancak bir gün devasa gölgeler eşliğinde uzaklardan gelen filler kıyıya yanaşır. Küçük Süheyl ve bilge anneannesi, topraklarına gelen bu yolculara cömertçe bir çanak su ikram ederler. Fakat zamanla şehre yerleşen ve yüksek duvarlar ören filler gökyüzünü ve özgürlüğü gölgeler. Masal, çocuk lara pedagojik bir üslupla Filistin’de yaşananları anlatır.
Zeynep İncetekin – Çekilin Ben Karıncayım
Hikâye – 64 Sayfa
Ormanın gösterişli, övülmeye bayılan ve etrafındaki kimsenin adını dahi bilmeyen kibrine düşkün kralı Tavus Kuşu Taku, atalarından kalan ayna kaplı sarayında yalnızca kendisini hayranlıkla izleyerek yaşamaktadır. Yaşlı yardımcısı bukalemun Renga’yı hor görüp saraydan kovması üzerine Renga, planlar hazırlar. Ancak olayların beklenmedik bir şekilde gelişmesiyle devasa tavus kuşu Kral Taku, minicik bir karıncaya dönüşür. Sarayından uzakta, toprağın üstünde ve küçümsediği Karınca Yaren’in rehberliğinde ormanda yol alan Taku; salyangozlardan sıra beklemeyi, karıncaların emeğini ve doğadaki her canlının kıymetini öğrenir.









