Çocukluk çağında gelişimsel farklılıklar giderek daha fazla gündeme gelirken otizm spektrum bozukluğu ile ilgili farkındalık da artıyor. Son yıllarda hem dünyada hem Türkiye’de otizm tanılarında dikkat çeken bir yükseliş görülüyor. Türkiye’de her 33 çocuktan birinin otizm tanısı aldığına yönelik veriler, konunun toplum sağlığı açısından önemini ortaya koyuyor.

Otizm spektrum bozukluğu yalnızca bireyi değil, aileyi ve sosyal çevreyi de etkileyen bir gelişimsel farklılık olarak öne çıkıyor. Erken fark edilmediğinde eğitim ve sosyal uyum süreçleri zorlaşabiliyor. Ancak son yıllarda artan farkındalık, erken tanı ve müdahale açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
Otizm Artıyor mu Yoksa Daha Fazla mı Tanı Konuyor
Otizm tanılarındaki artış sıkça tartışılan bir konu olmaya devam ediyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin verileri de son yıllarda tanı oranlarının düzenli şekilde yükseldiğini ortaya koyuyor.
Çocuk ve Ergen Psikiyatri Hekimi Uzm. Dr. Muhammed Albayati, bu artışın tek bir nedene bağlı olmadığını belirterek “Otizm vakalarında artış var gibi görünse de bu durumun önemli bir kısmı farkındalığın artması, tanı kriterlerinin genişlemesi ve erken değerlendirme imkanlarının yaygınlaşmasıyla ilişkilidir” diyor. Artan tarama programları ve ailelerin bilinçlenmesi sayesinde daha önce fark edilmeyen birçok çocuk erken dönemde tanı alabiliyor.
Ekran Maruziyeti Otizmle Karıştırılabiliyor
Günümüzde çocukların ekranla geçirdiği sürenin artması, gelişimsel belirtilerin yorumlanmasını zorlaştırabiliyor. Özellikle küçük yaş grubunda bazı davranışlar otizmle karıştırılabiliyor.
“Otizm değil ancak benzer belirtiler görülebilir” diyen Uzm. Dr. Albayati, ekran maruziyetine bağlı gelişimsel etkilere dikkat çekerek şu bilgileri paylaşıyor: “Uzun süreli ekran kullanımı çocuklarda göz teması kurmama, konuşma gecikmesi ve sosyal etkileşimde azalma gibi belirtilere yol açabiliyor. Bu durum bazı aileler tarafından otizm olarak yorumlanabiliyor.” Bu nedenle değerlendirme sürecinde çocuğun ekran alışkanlıklarının mutlaka göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Otizm Hakkında En Sık Yapılan 5 Hata
Otizmle ilgili doğru bilinen yanlışlar, tanı ve müdahale sürecini geciktirebiliyor. Uzm. Dr. Albayati, ailelerin en sık yaptığı hataları şu şekilde sıralıyor:
Göz teması kuruyorsa otizm değildir düşüncesi
Her otizmli çocuk tamamen göz teması kurmaz diye bir kural bulunmuyor.
Konuşuyorsa sorun yok sanılması
Bazı çocuklar konuşabilir ancak sosyal iletişimde zorlanabilir.
Ekran kullanımının etkisinin göz ardı edilmesi
Yoğun ekran maruziyeti gelişimsel gecikmeleri artırabiliyor.
Erkek çocuklarda normaldir yaklaşımı
Erkek çocuklarda daha sık görülse de belirtiler normal kabul edilmemeli.
Bekleyelim geçer düşüncesi
Erken müdahale geciktikçe gelişimsel destek süreci zorlaşıyor.
Belirtiler Her Çocukta Aynı Değil
Otizm spektrum bozukluğu geniş bir yelpazede değerlendiriliyor. Bu nedenle her çocukta aynı belirtiler görülmeyebiliyor.
“Otizm bir spektrumdur ve her çocukta farklı şekillerde ortaya çıkar” diyen Uzm. Dr. Muhammed Albayati, belirtilerin çeşitliliğine dikkat çekerek “Bazı çocuklarda konuşma gecikmesi ön plandayken bazı çocuklarda sosyal iletişim güçlükleri daha belirgin olabilir” ifadelerini kullanıyor. Bu durum ailelerin belirtileri fark etmesini zorlaştırabiliyor.
Erken Tanı Hayat Boyu Etkili
Otizmde erken tanı, çocuğun gelişim sürecini doğrudan etkiliyor. Erken dönemde başlanan özel eğitim ve destek programları, sosyal becerilerin gelişmesini önemli ölçüde destekliyor. Uzm. Dr. Albayati, erken müdahalenin önemini vurgulayarak “İlk yıllarda yapılan doğru yönlendirme, çocuğun hem akademik hem sosyal yaşamını olumlu yönde etkiler” diyor. Geciken tanı ise hem çocuk hem aile için daha uzun ve zor bir süreci beraberinde getirebiliyor.
Çakmak Erdem Hastanesi’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatri Hekimi Uzm. Dr. Muhammed Albayati, otizmle ilgili farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayarak “Aileler çocuklarının gelişimsel süreçlerini dikkatle takip etmeli. Şüphe duyulan durumlarda zaman kaybetmeden değerlendirme yapılması, çocukların geleceği açısından büyük önem taşır” mesajını paylaşıyor. Erken fark edilen her belirti, çocuğun yaşam kalitesini artıracak önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
ERDEM SAĞLIK GRUBU HAKKINDA
Erdem Sağlık Grubu, 1988 yılından beri sağlık sektöründe faaliyet göstermekte olup, hasta memnuniyetini ön planda tutan, yüksek hizmet kalitesi ve hasta haklarına saygılı anlayışıyla sağlık hizmeti sunmaktadır. Çakmak, Çamlıca ve Güneşli Erdem Hastaneleri ile iki tıp merkezi, iki diyaliz merkezi ve bir ağız ve diş sağlığı merkezi bulunan Erdem Sağlık Grubu, bünyesinde 160 hekimi ve 350 yatak kapasitesini barındırmaktadır. Başakşehir Erdem Hastanesi ise yapım aşamasındadır. Erdem Sağlık Grubu hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.









